27 Ağustos 2011 Cumartesi

Karanlık ve Huzurlu


Karanlık ve huzurlu…
Ne zamandır döndüm rüyasız gecelerime.
Rüyasız ve karanlık,
karanlık ve huzurlu gecelerime.
Oysaki karanlık, huzursuzluğu çağrıştıran değil mi hepinize?
Bendeki anlamı, karanlığın, sizdekinin daha ötesinde. Başka bir boyuttan geliyor belki de benim karanlığım.
Benim huzurlu karanlığım!
Öyle ki, gökkuşağı gibi yedi renk benim karanlığım.
Öyle ki, her rüyasız- karanlık gecenin sonu huzurlu bir aydınlığa çıkıyor. Yağmurdan sonra gelen güneşin ardından dünyaya renk katan gökkuşağının bittiği yerde bulunduğuna inanılan bir çömlek altın gibi değerli bir aydınlık bu. Hazineyi bulanı nasıl sevindirirse o altınlar, her sabahın aydınlığı da beni öyle sevindiriyor.
Her sabahımın bu kadar değerli, bu kadar huzurlu olması
bu yüzden.
Bu yüzden,
her sabah beni böylesi aydınlıkla ödüllendiren karanlığa, huzura, güne, geceye tüm varlığımla ve tüm farkındalığımla ortak oluşum.
Bu yüzden,
her yeni güne kimseyi beklemeksizin, önce kendi “Günaydın” dileklerimle başlayışım.
Gördüğüm rüyalar benim.
Görmediğim rüyalar…
Onlar da benim. Tüm karanlıklarıyla…
Karanlık benim ve beraberinde getirdiği huzur, aydınlık da…

GÜNAYDIN.